Minnet Eden İnsanlar Aslında Nasıl İnsanlardır?

Sözlerin büyülü olduğuna inanmaya başlayalı tam on sene geçti. Önceleri aklıma gelen her şeyi söylemenin dürüstlük olduğunu zannederdim. Her şeyi kendi başıma yapıp yardım istememeyi güçlü olmak, söyleyeceklerimi çiğnemeden, karşımdakine tükürmeden yutmayı, ihtiyacım olduğunda talep etmeyi minnet etmek sanıyordum. Oysa bir adım geriye atıp kendime şöyle bir baktığımda anladım ki hangi sözü hangi niyetlerle söylediğim, söylenen şeyin vermek istediği mesaj, mesajı göndermek istediğim kişinin nasıl anladığı gibi dinamikler bu sihirli dünyadan geçerken nasıl bir yaşam tasarladığıma ayna tutuyormuş.


TDK tarafından yapılan açıklamaya göre minnet etmemek bir deyim ve bu deyim; bir kimseye boyun eğmemek anlamına geliyor. Kelime anlamı olarak minnet sözcüğü yapılan iyiliğe karşı olarak kişinin kendisini borçlu sayması ve hissetmesi olarak açıklanıyor. Birkaç kaynağa göre ise minnet kelimesi başka kimseye karşı kişinin boyun eğmesi şeklinde tanımlanmış. Minnet etmemek, minnet duymak, minnettar olmak gibi versiyonları olsa da burada en önemli ölçütü sözü kullanan ya da duyan kişide nasıl bir algı oluşturduğu. Bu algıyı biraz didiklemek için birkaç soru sormak, kavramı zihnimizde hangi koltuğa oturttuğumuzu netleştirecektir. Hangi kavramlarla bir arada bu minnet? Boş bir koltuğa mı oturuyor yoksa diğer kavramlarla dolu tıklım tıklım sıralara mı sığmaya çalışıyor? Belki de ayakta kalmış boş boş çevresine bakınıyor.

Bilinçaltımıza hızlı hızlı sorular sorarak kendi minnet kodumuzu çıkarabilir ve onu nasıl algıladığımızı belirleyebiliriz. Böylelikle belirsiz ya da aslında yanlış kodlanmış kavramları netleştirebiliriz. Farkında olmadan olumlu kavramlarla olumsuzları çorba yapabiliyoruz. Bu çorbayı içerken hazırlayan aşçıyı, eksik tuzu, sıcaklığını suçluyoruz. Bakmamız gereken şey biz çorbayı nasıl içiyoruz?

Şimdi minnet için sorularımıza başlayalım. Tek soru soracağız ve verdiğimiz yanıtları not alacağız. Eğer kendinize soru sormak size iyi gelmiyorsa bunun için birinden yardım isteyebilirsiniz. Sonrasında minnet duymanıza da gerek yok. sizden aldığı cevaplar eşliğinde cümle başında kavramı değiştirerek hızlıca soracak ve düşünmeden cevap vereceksiniz. Sorular hızlıca sorulur ve cevaplar düşünmeden verilir. Her sorunun başına alınan cevaptaki kavram eklenerek soru kalıbı değiştirilir. Böylelikle bilinçaltından cevaplar alınabilir.

Örneğin:
Minnet eden insanlar nasıl insanlardır?
– Muhtaç.
Muhtaç insanlar nasıl insanlardır?
– Zavallı.
Zavallı insanlar nasıl insanlardır?
– Yardıma kapalı.
Yardıma kapalı insanlar nasıl insanlardır?
– Ayakları üstünde durabilen.
Ayakları üstünde durabilen insanlar nasıl insanlardır?
– Güçlü.
Güçlü insanlar nasıl insanlardır?
– Yorgun.
Yorgun insanlar nasıl insanlardır?
– Muhtaç.


Ne kadar uzun sürerse sürsün bir noktada başta verilen cevaplardan biri tekrar edecektir. Tekrar ettiğinde durabilirsiniz. Tebrikler! Nur topu gibi bir minnet kod haritanız oldu!

Cevaplar, bir danışanımla yaptığım alıştırmadan alıntı. Danışanım, minnet eden insanlar, muhtaç, zavallı, yardıma kapalı, yorgun ama aynı zamanda ayakları üstüne durabilen insanlar olarak tanımladı. Görülüyor ki kavramlar arasında bir karmaşa oluşmuş. Bu noktada kendinize “Güçlü olmak ne demek, güçlü kalmaya çalıştığım hangi anlarda kendimi yorgun hissettim, ayakları üzerinde duran herkes yardıma kapalı mıdır?” gibi soruları sorup kendinizle çalışabilirsiniz. Aslında hangi kod hakkında hangi anlamı oluşturduğunuzu bilmek size ait bir hazineyi bulmak gibi.

Sonrasında olumsuz olarak tanımladığınız bu kavramları, “Bunun yerine ne olsun isterim?” sorusuyla olumluya dönüştürebilir ve bu yeni kavramlarla minnet etmek arasında bağ kurmak için sorgulama yapabilirsiniz. Bunun en güzel yöntemi genellemelerden özgürleşmek ile olacaktır

Örneğin:
Muhtaç olmak yerine ne olsun istersin?
– Bağımsız.
Bağımsız insanlar minnet etmeli mi?
– Hayır.
Bağımsız tüm insanlar minnet etmeyen insanlar mıdır? Hepsi mi böyledir?
– Hayır aslında değil.
Minnet etmek sadece olumsuz bir kavram mıdır? Sen bunu nasıl anlamlandırmışsın?
– Sanırım sadece boyun eğmek olarak anlamışım. Çünkü annem bana hep “Her işini kendin yap kimseye de minnet etme,” derdi hep. (İşte burası çok önemlidir çünkü kodun ilk oluştuğu ana ve duyguya gider. Burada biraz kalmak ve üstüne düşünmek gerekir.)
Yorgun olmak yerine ne olsun istersin?
– Rahat ve daha az iş yapan.
Bunu sağlamak için ne yapman gerekir?
– Yardım istesem iyi olurdu.
Yardım istiyor olmak zihninde minnet etmekle nasıl eşleşiyor?
– Aslında minnet duygusu o kadar da kötü değil. Sanki aradaki bağı güçlendirirdi. Değer bilmemi sağlardı belki de.
O zaman minnet duygusu için yeni bir kod oluşturmak ister misin?
– Evet.
Öyle üç kavram olsun ki üçü beraber minnet duygusunu kusursuz şekilde tanımlasın.
– Yardıma açık olmak, yapılan iyiliklerin değerini bilmek ve paylaşmak.

Bu da yine aynı danışanımla devam ettiğim sohbetimizden bir kesitti. Sizlerin de sürekli tekrar ettiğiniz, adeta putlaştırdığınız değer ve asla vazgeçmem dediğiniz şeyler varsa hepsine bir göz atın. Olmazsa olmaz değerlerimiz bizi biz yapar, doğru. Bazen de bu değerler yanlış koltuklara, başka değerlerin üzerine oturur ve onları çarpıtırlar. Biz de onları gerçekten öyle kabul eder, yolumuza bize ait olmayan algılarla devam ederiz. Oysa dönüştürebilir ve kendimizle çalışabilirsek zihnimizde daha az yer kavgası yaşanacaktır.
Tüm kavramlarınız size ait, size özgü ve doğru zamanda doğru yerde hepsinin birbiriyle barıştığı yerde en iyi versiyonunuzda olacaksınız, buna inanın.

Yazar: 7-Circle

Written by Altan Yiğit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir