Hamilelik Stresini Nasıl Azaltabiliriz?

Bir insanın dünya yolculuğu öncelikle bir kadının rahminde başlar. Dokuz ay boyunca her an birçok açıdan değişim ve gelişimle, küçük bir beden dünyayla tanışmaya hazır hale gelir. Bu dokuz aylık sürece ev sahipliği yapan kadın bedeni de, rahmindeki o küçük beden gibi birçok açıdan değişir. İhtiyaçlarına yenileri eklenirken, kendi bedeninde, kendisiyle ilişkisinde, günlük hayatında, sosyal ortamlarında ve sosyal ilişkilerinde değişmeler yaşanırken, bunlar anne adayının ruh ve beden sağlığını da farklı şekillerde etkiler. Bu yazıda, anne adayının psikolojik iyi oluş halini olumsuz yönde etkileyen bazı bireysel ve sosyal faktörlere yakından bakalım istiyorum.

Fizikel aktivite

Düzenli fiziksel aktivitenin ve egzersizin, sadece medikal sağlıkta değil, psikolojik iyi oluşumuzda da koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğu zaten iyi bilinen bir gerçek. Araştırmalar gösteriyor ki, gebelikte düzenli egzersiz ve fiziksel aktiviteler içerisinde bulunan kadınlar, fiziksel olarak aktif olmayan kadınlara göre daha az depresif semptomlara sahipler. Üstelik, fiziksel aktivite bu kadınları sadece depresyondan korumuyor, aynı zamanda fiziksel aktiviteyle gebelik süreci geçiren kadınların yaşam kalitelerinde de artış görülmesini sağlıyor. Bu aktivitelerden en etkili olanları ise yürüyüş, yüzme, yoga ve genel egzersizler olarak kaydedilmiş.

Uyku Düzeni

“Rahat bir uyku çekmek”, “deliksiz uyumak”, “bebekler gibi, mışıl mışıl uyumak” şeklinde de sıklıkla ifade ettiğimiz konforlu uyku ihtiyacı, hamilelikte de önemini koruyor. Fakat bedendeki biyolojik değişmeler, strese bağlı sürekli alarmda olma hali gibi sebeplerle, kadınların hamilelik öncesi dönemlerindeki uyku alışkanlıklarını sürdürmeleri pek mümkün olmayabiliyor. Buna bağlı olarak ortaya çıkan uykusuzluk, kısa süreli uykular, düşük uyku kalitesi ve bunun sürekli hale gelmesiyle ortaya çıkan kronik uyku kaybı da hamilelik sürecinde ve özellikle gebeliğin üçüncü trimesterında streste ve depresyon semptomlarında artışa neden olabiliyor.

Zayıflığı İdealize Eden Toplum

Hamilelikte farklı sebeplerle yaşanan kilo artışı, kadınların beden memnuniyetlerini de etkiliyor. Fakat burada, içinde bulundukları toplumun, zayıflığı idealize eden konuşmaları, yani “Fat Talk” önemli bir role sahip. Bu zayıflık baskısı ve kilo değişimine vurgu yapan sohbet içeriklerine maruziyet, kadınların beden memnuniyetsizliğini arttırarak,hem depresyon ve yeme bozuklukları semptomlarında artışa, hem de hamilelikle ilgili kaygı bozukluğuna sebep olabiliyor.

Sosyal Destek !

İnsanın sosyal bir varlık olduğunu, dünyaya bile başka bir canlıya göbeğinden bağlı olarak geldiğini hatırlarsak, ilişkide olmanın bizim için çok fazla anlam ifade ettiğini hatırlarız. Korkunca “annee” diyerek koşan, üzülünce birinin omzunda ağlayan, sevinince birbirimizin boynuna atlayan canlılar olarak bizler, hamile kadınların da sosyal destek ile daha iyi ve rahat hissedebileceklerini tahmin edebiliriz. Yine araştırmalar gösteriyor ki, gebelik sürecinde bebeğin babasından, aile üyelerinden ve arkadaşlardan alınan sevgi dolu destek, bilgisel anlamda sağlanan destek ve olumlu sosyal etkileşim de, depresyon semptomları üzerinde koruyucu etkiye sahip. Sosyal desteğe sahip kadınlar, daha az depresif semptomlar gösteriyorlar.

Hamilelik; yukarıda yazdığım faktörlere ek olarak düşük sosyoekonomik düzey, toplumun ataerkil yapısı, genç yaşta hamilelik, sağlığa bağlı hayat kalitesi gibi daha birçok farklı faktörden etkilenebilen bir süreç.

Eğer anne adayı biz isek; bu konuda kendimizi, çevremizi, yeterliliklerimizi gözlemleyebilir ve ihtiyaçlarımızı bilirsek hamilelik sürecindeki psikolojik ve fizyolojik iyi oluş hallerimizi iyileştirecek düzenlemeler yapabilir, destek alabiliriz.Eğer özne biz değilsek, hamilelik sürecindeki yakınlarımızı daha iyi anlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak adına onlara yardımcı olabiliriz.

Recoveroneself

Written by Altan Yiğit

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir